26 Şubat 2018 Pazartesi

ÇEKİK GÖZLÜKLERİN SIRRI...

Elizabeth Taylor, Grace Kelly, Marilyn Monroe

Çekik gözlükler, hayatımıza Hollywood ünlüleri sayesinde girdi. Sağ ve sol tarafından hafif yukarı kaldırılan siyah kalın çerçeveli gözlükler, o kadar beğenildi ki, bu sayede çok kısa bir sürede sokaklara indi.. Ta o zamandan bu zamana ne moda trendleri geldi geçti ama bu çekik gözlükler, daima tüm gözlük markalarının koleksiyonlarında var olmaya devam etti.
Genelde koyu kalın asetatlarla şekillenen bu modellerin sırrı neydi?
Çünkü, talep vardı.
Peki neden?



Daha önce yazdığım 'Güneş gözlükleri bizi neden daha çekici yapar?' yazımda belirttiğim gibi, tüm doğada bizim güzellik ölçümüzü belirleyen şifre belli, altın oran. Tüm yaratılanlarda görebileceğimiz bu ritim, bizim vücudumuz için de geçerli. Nasılsa bir salyangoz, çiçek ya da bir bitki bu orana uyduğu sürece bizim daha çok ilgimizi çekiyorsa, bizler de bu orana uydukça karşı cinse daha çekici gözüküyor, daha çok ilgi çekiyoruz.


Altın orana uygun bir yüz

Güneş gözlükleri ise, bizim yüz iskeletimizi yeniden tanımlıyor. Adeta öncelikle kaş olmak üzere göz çevremizi yeniden şekillendiriyorlar. Daha önce yapılan yüz ifadesi ve algı konulu çalışmalarda açıkça görüldüğü gibi, kaşların kavisi oldukça önemli.
Düşük kaşlı insanlara göre yukarı kavisli insanlar, hem kendilerine daha güvenli hem de daha çekici olarak algılanıyorlar, sebebi ise bu tür kaşların altın orana daha çok uyması..



Ray Ban Wayfarer gözlüğü biliyorsunuz. Özellikle bir dönem Tom Cruise ile özdeşleşen Ray Ban'ın bu ölümsüz gözlüğü yıllardır best-seller. Model o kadar başarılı tasarlanmış ki; bu gözlüğü kim takarsa taksın birden havası değişiyor, daha ilgi çekici bir kişiliğe bürünüyor. Kadınlar için çekik, kedi gözü bir çok model bulmak mümkün ancak erkekler için imkan sınırlı. Dolayısıyla Wayfarer modeli bu konuda bir açığı çok iyi kapatıyor, hem kadın hem de erkeklere sunduğu hafif çekik ve kavisli çerçevesiyle her iki cinsin de favorisi oluyor.

Moschino 2018 koleksiyonu çift çerçeveyle kaşları yeniden belirlemiş

Bu durum, bahsettiğim gibi özellikle kadın gözlüklerinde bir çok markanın modeli için geçerli. Yeni koleksiyonlarda da çekik modelleri her markada görüyoruz. Kaş çizgisini yeniden tanımlayan bu modeller, koyu lensleri sayesinde de simetri sağlayarak bizi başka bir insana dönüştürebiliyor.

Adam Selman x LeSpecs 2018 yeni cateye gözlüğü

Özellikle düz ve düşük kaşlılara, bu tür çekik gözlüklerin (çok fazla olmadığı ve kaşla aşırı kontrast yaratmadığı sürece) yakışacağını tahmin ediyorum, ancak doğru bedeni bulduğunuz sürece. Bu konuda, 'Gözlüğün de bedeni olur' yazımdan destek alabilirsiniz.
İfadesini biraz değiştirmek isteyenler bu tür modelleri deneyebilir, doğru renk ve tasarım seçildiği sürece, görünüşümüzle ilgili ufak hilelerle değişikliler yapmak isteyenler için bu gözlükler gerçekten ideal...

14 Şubat 2018 Çarşamba

GÜNEŞ GÖZLÜKLERİNİN İLGİNÇ TARİHİ

İnsanoğlu çok akıllı ancak bir icadın evrilerek günümüzdeki formuna ulaşması zaman alıyor. Bizler gibi, maddeler de evrilmekte, yeni formlar kazanmakta. Güneş gözlüğü de öyle, kimbilir kaç sene sonra şu anda taktığımız gözlükler demode olacak ve zamanın döngüsünde kaybolup gidecekler.
GQ Dergisi, güneş gözlüklerinin tarihçesini ve hafiften moda akımını çok güzel özetlemiş ben de bir kaç ekleme yaparak aynen aktarıyorum :


TARİH ÖNCESİ





İnuitler, düzleştirilmiş mors dişlerini görme aralığı bırakacak şekilde gözlerinin üstüne takıp güneşin zararlı ışınlarından korunur.


MS 37-68
Roma imparatoru Neron, gladyatör oyunlarını cilalanmış değerli taşların ardından izler.


12.YÜZYIL
Çinli yargıçlar, şahitleri dinlerken yüz ifadeleri gözükmesin diye duman rengi kuvarstan yapılma gözlükler takar.



18. YÜZYIL
1752’de İngiliz   gözlükçü James Ayscough, hafif boyanmış camları kullanarak bazı göz kusurlarının etkilerini ortadan kaldırabildiğini öne sürer.

1920’LER
Hollywood sessiz filmlerinin vamp oyuncuları, gözlerini kamera flaşlarından korumak (ve tanınmamak) için güneş gözlüklerini kuşanır.


1929
Sam Foster seri üretime geçer ve güneş gözlüklerini Atlantic City plajlarında satmaya başlar.


1940’LAR – II. DÜNYA SAVAŞI
Ray-Ban’in yansıma önleyici camlı Aviator modeli gözlükleri pilotlar tarafından kullanılır ve genç adamlar arasında efsane olur.


1950’LAR-60’LAR
Marilyn Monroe’nun kedi gözü gözlükleri ve Jackie Kennedy’nin dev çerçeveli gözlükleri uzun yıllara yayılacak moda akımları başlatır.


1961
Audrey Hepburn, Tiffany’de Kahvaltı’da Oliver Goldsmith marka Wayfarer gözlüğünü takar.


1960’LARIN SONLARI
John Lennon, yuvarlak camlı, hafif renkli güneş gözlükleriyle barış ve kardeşlik mesajları verir.


1977
Diane Keaton, kaplumbağa kabuğu çerçeveli yuvarlak gözlükleriyle Annie Hall’da boy gösterir.


1980
John Belushi ve Dan Aykroyd Cazcı Kardeşler’le Wayfarer trendini başlatır.


1982-84
Ray-Ban ana akım medyada ürün yerleştirme yapmaya başlar; Riskli İş ve Kanun Namına filmleri sayesinde satışlar 40 katına ulaşır.
1986
Tom Cruise, Riskli İş fiminde olduğu gibi Top Gun’da (3) Ray-Ban Aviator modeliyle genç kızların kalbini çalar.


1991
Arnold Schwarzenegger Terminator 2’de Persol güneş gözlükleri takar.


1986
Will Smith ve Tommy Lee Jones Siyah Giyen Adamlar’la kapalı alanda güneş gözlüğü modasını başlatır.


2000’LERİN ORTASI
Victoria Beckham dev çerçeveli güneş gözlüklerini gündeme getirir.


2012
Rihanna, süslü güneş gözlüklerini sahneye taşır ve aksesuar olduğunun altını çizer.



2018
Çin polisi, yüz tanıma sistemine sahip güneş gözlüklerini kullanmaya başlar!

15 Ocak 2018 Pazartesi

GÜNEŞ GÖZLÜĞÜ BİZLERİ NASIL CİMRİ YAPIYOR?



Şimdiye kadar bloğumda yazdığım yazılarda, güneş gözlüğünün bir çok farklı alandaki etkisini içeren akademik araştırmalara yer vermeye çalıştım.
Örneğin, güneş gözlüklerinin bizi neden daha çekici gösterdiğinden, koyu lensli güneş gözlüklerinin hanımefendilere neden daha fazla 'hafif meşrep' bir imaj verdiğine kadar önüme çıkan bir çok ilginç konuyu, kendi yorumlarımı da ekleyerek sizlerle paylaşmaya çalıştım. Gözlüğüm Şekil Önümden Çekil ve Güneş Gözlükleri Bizi Neden Daha Çekici Yapar?başlıklı yazılarımda, güneş gözlüklerimizin yüz iskeletini tekrar tanımladığını ve lens renklerinin önemi gibi konularda düşüncelerimi ve destekleyen araştırmaları paylaşmıştım.
Bu seferki konumuz da bir o kadar ilginç; 'Güneş gözlükleri ahlak bilincimizi değiştirebilir mi?'



2010 yılında, University of Toronto tarafından yapılan ve güneş gözlüğü takmanın ahlaki davranışlar üzerindeki etkisini araştırmak için yapılan çalışmada seksen deneğin yarısına güneş gözlüğü verilirken, diğer yarısına da numarasız şeffaf lensli gözlükler verildi.
Psychology Today dergisinde yayınlanan araştırmayı yapan Chen - Bo Zhong ve ekibi, grup üyelerine paylaşmaları için üye başına 6 USD verdi. Yabancılara yardım etme odaklı araştırmanın sonuçları hayli ilginçti. Güneş gözlüğü takanlar ortalama 1.81 USD yardım yaparken, şeffaf gözlük takanlar ortalama 2.71 USD yardımda bulunmuşlardı.
Peki bunun sebebi neydi?


Kuboraum

Daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi, güneş gözlükleri aslında bir nevi maske görevi görmekte. Kuboraum gibi ünlü markaların gözlüklerini 'maske' olarak tanıtmaları zaten bu algıda yalnız olmadığımızı gösteriyorlar. Maskelerle ilgili yapılmış bir çok tarihi bilgi ve araştırma var. Geçmişte maske takan devlet görevlileri yasaları çiğnemeye başlayınca, Papa III. Innocent zamanında maske kullanımı yasaklanmış.. Bir araştırma ise hayli komik. Cadılar Bayramı'nda maske takan çocuklar, maske takmayan çocuklara göre daha fazla şeker istemişler, yani tam anlamıyla 'yüz'süzleşmişler :)
Evet, güneş gözlükleri maske görevi görmelerinden dolayı bizi deyim yerindeyse daha yüzsüz ve isimsiz yapıyorlar, daha fazla güvende hissetmemize yol açıyorlar. Eminim şu anda bu yazıyı okuyan çoğu kişi, vakt-i zamanında güneş gözlüklerini takarak bir kişiye bakmışlığı vardır :) Özellikle koyu lensli güneş gözlükleri bize bir nevi 'görünmezlik' kazandırdığı için, bizler güneş gözlükleriyle normale göre daha rahat olabiliyoruz. Biliyorsunuz gözler yalan söylemiyor. Dolayısıyla güneş gözlükleri bizi göz kontağından koruyor ve biz dürüstlük konusunda biraz daha rahat geri adım atabiliyoruz.
Yukarıdaki araştırmada güneş gözlüğü takanların cimrileşmesi bu yüzden.
Bu arada koyu lensli gözlüklerin bizi görünmez yaptığı için karşıdaki kişide daha az güvenilir bir algı oluşturduğumuzu, bu yüzden de önemli biriyle konuşurken gözlüklerimizi çıkararak göz kontağı kurmaya çalışmamız gerektiğini de unutmayalım.


Aynalı gözlüklerin sırrı

Araştırmayı yayınlayan newrepublic.com, ilginç tahlillere de yer veriyor. Philip Zimbardo tarafından 1971 yılında Stanford Üniversitesi'nde yapılan araştırmada, 24 fiziksel ve beyinsel olarak normal olan deneklerin yarısına (bodrum katına kurulan hapishanede) mahkum, yarısına da gardiyan gibi davranma görevi veriliyor. Araştırma, süresi dolmadan sona eriyor çünkü mahkumların psikolojisi zedelenirken, mahkum rolü oynayanlar canavarlaşıyor. Sadist davranışlarda bulunmaya başlıyorlar.
Günümüzde ise bizi bu davranışlara itebilecek güç güneş gözlüğü, yazıya göre özellikle aynalı güneş gözlükleri. Çünkü bize gardiyan rolü veriyorlar, kendimizi bu gözlüklerle daha güvenli ve 'görünmez/isimsiz' hissedebiliyoruz.




Güneş gözlüklerinin etkileri konusunda bakalım daha ne gibi araştırmalar okuyacağız. Güneş gözlükleri bizi biraz daha fazla 'ahlaksız' yapıyor mu bilmiyorum, gerçi yukarıdaki araştırmaya göre öyle, ancak benim kafamda da güneş gözlükleriyle araştırılmasını istediğim bir kaç konu var.. Örneğin güneş gözlükleri ve altın oran konusunda ciddi bir beklenti içindeyim en kötü kendim bu konuda bir araştırma içine gireceğim.  Yaparsam sonuçlarını bildiririm :)
Siz siz olun gözlüklerinizi ciddiye alın diyor, saygılarımı bildiriyorum..

6 Ocak 2018 Cumartesi

CEM YILMAZ FİLMİ NEDEN İZLENMELİ?



Son günlerin en çok konuşulan filmi AifV216 dün itibariyle gösterime girdi. Cem Yılmaz'ın 'en iyi filmim' dediği ArifV216, ilk gününden salonları doldurdu. Filmi ilk görenlerden ve minik bir gözlük katkısında bulunduğum için yakından takip edenlerden olarak, ArifV216 hakkındaki yorumlara da göz atma ihtiyacı içine girdim.
Film genel olarak çok beğenilse de, bazı yorumlar benim bu yazıyı yazmama neden oldu, kendi çapımda ArifV216 filmi neden izlenmeli sorusuna cevap vermeye çalıştım.



ArifV216 eklektik bir film. Yani komedi de diyebilirsiniz, fantastik de, bilim kurgu da, dönem filmi de. Sevgili Cem Yılmaz'ın da belirttiği gibi artık kendisinden safi komedi beklememek gerekiyor, film bazı göndermelerde de bulunuyor, anlayana..



Komedi yapmak zor ancak Cem Yılmaz gibi bir insan için çocuk oyuncağı. Cem'i üniversite yıllardan tanıyorum yani yaklaşık 20 yıl öncesinden bahsediyoruz. O dönem Leman'da çizen Cem Yılmaz, zaten sanatçı kişiliğini yeteri kadar yansıtıyordu, komedi zekasını da. Tahminim, hepimizin aslında içten içe alay ettiği, aşağıladığı, dalga geçtiği özetle egomuzu tatmin eden ve bize kendimizi iyi hissettiren karakterler yaratmak Cem'in en kolay yapacağı iş. Çünkü o çok zeki, her şeyin ötesinde de iyi bir gözlemci. Yani istese, şu andaki filmlerinin gişesini kat kat geçecek ancak filmi izleyenlere bir kaç saat gülmek haricinde hiç bir şey vermeyecek bir takım kişilik güzellemeleriyle dolu filmleri peş peşe yaratabilir. Ancak o bu yolu özenle seçmiyor, filmlerine emek ve altyapı katıyor. Gördüğüm kadarıyla da bu açıdan eleştiriliyor. Yorumlarda rastladığım 'Güldük ama az' ya da tam tersi 'Çok güldük, gene gideceğim' yorumları bence asla gerçeği yansıtmıyor. Cem Yılmaz filmlerine artık gülmekten daha fazla tecrübeler yaşanması için gidilmesi gerekiyor.. Biraz da sanat, kurgu, sanat yönetimi, ekip çalışması, bütçe vs gibi faktörleri de göz önüne almak gerekiyor..



ArifV216'nın konusu az çok belli. Sanırım hepiniz hakimsinizdir. Filmin ön plana çıkan bölümü Yeşilçam'ın unutulmaz isimlerine de sahip çıkmak. O yüzden filmin bir çok yerinde, önlerinde saygıyla eğildiğimiz, özlediğimiz, tüylerimizi diken diken ettiren Ayhan Işık, Sadri Alışık, Zeki Müren gibi isimler muhteşem bir oyun, kostüm ve ağızla beyaz perdeye yansıtılmış. Bu çok önemli çünkü benzer denemeler daha önce yapılmış olsa da bu kadar gerçek bir oyuna günümüzde az rastlanıyor.. Farah Zeynep Abdullah, Ajda Pekkan rolünde, Şükrü Özyıldız Ayhan Işık rolünde muhteşem. Zeki Müren'i canlandıran Çağlar Çorumlu'ya zaten söz yok.. Benzer nice değerli isim filmde saygıyla anılıyor.. Bu büyük isimlere zarar vermeden komedi yapmak o kadar zor bir iş ki... Cem Yılmaz bunu fazlasıyla başarmış, Zeki Müren'i filminde gerektiği kadar, tadında ağırlamış. Birbirinden tanınmış oyuncuların da katkısı tabi ki çok büyük..





Yorumlarda diğer dikkatimi çeken bir konu da, filmde az eğlendiğini iddia eden bir takım izleyicilerin, diğer izleyiciler tarafından 'Senin eğitim, görgün ne ki zaten filmi anlayacaksın, Cem Yılmaz filmi izlemek için zeka lazım' gibi aşağılanmaları.. Cem'i anlamak için çok zeki olunması gerektiğini düşünmüyorum. Espriler de anlaşılmayacak entellektüelite düzeyinde değil. Ancak başta da bahsettiğim gibi artık Cem Yılmaz filmlerine sadece hönküre hönküre gülmek için değil, biraz sanat ve emek görmek için gidilmeli.. Sadece 'Acaba ne zaman güleceğiz?' yerine kendimizi filme vermeli, sahneleri, oyuncuları, ışığı, konusunu, anlatılmak isteneni görmeye çalışmalıyız..




ArifV216 son yıllardaki en büyük prodüksiyonlardan biri.. Yapım bütçesi eminim bir çok filmi oldukça geride bırakmıştır. Saygı duymak gerektiğini düşünüyorum. Bence Cem'in en çok istediği ve beklediği şeylerden biri bu. Filmde de zaten bunu oldukça hissediyorsunuz.  Büyük bölümü 1969 senesinde geçen filmdeki insanların kıyafetleri, davranışları, o artık iyice kaybolan İstanbul ağzıyla yapılan beyefendi ve hanımefendi konuşmaları bizlere 'Nerde o eski günler?' diye sorduruyor. Bence filmin ana mesajlarından biri de bu.. O eski dönemlerin saygı, nezaket ve zarafeti iyice hissettiriliyor.



Özetle ArifV216 bir komedi değil. 120 dakika gülmek isteyenlerin beklentisini karşılayacağını hiç düşünmüyorum..  Bundan sonra da herhangi bir Cem Yılmaz filminde, safi güldürme ve kese doldurma amacının olmayacağını, daha değişik beklentiler içinde çekilen filmler izleyeceğimizi düşünüyorum. Son film zaten bunun bir göstergesi. Cem Yılmaz gibi beyinlere her zaman daha fazla destek vermemiz gerektiğini, biraz da sanatçıyı anlamak için filmler değerlendirmemizi umut ediyor, filmi izleyenlerin yorumlarını bekliyorum.

1 Ocak 2018 Pazartesi

TİN TİN TİNİMİNİ HANIM - 2018 GÜNEŞ GÖZLÜĞÜ TRENDLERİ

Rihanna ve Andy Wolf gözlükleri

Mini gözlükleri, kulakları çınlasın bu sene hayatımıza Rihanna hanımefendi soktu.
Cannes Film Festivali galasında Andy Wolf gözlükleri ilk taktığı zaman instagram hesabımdan "Korkarım yeni bir moda geliyor" demiştim.
Geldi de.
*
Minik yuvarlak ve cateye gözlükler (özellikle yakın okuma gözlüğü formundakiler) 2018 senesinde hayli moda olacak.
Bu trendi koklayan markalar, bu modellerde koleksiyon çıkarmaya başladı bile.
Minik minik gözlükler evet güneşten tabi ki korumuyorlar ancak hep anlatmaya çalıştığım gibi güneş gözlüklerinin bir görevi de; önemli bir moda aksesuarı olmaları...
*
Minik gözlüklerin trend olacağının ilk sinyallerinden birini de geçtiğimiz aylarda ünlü model Bella Hadid verdi aslında.
Sevgili dostum Vidal Erkohen'in bebeği RVS Eyewear'ın Palladium modelini takan ünlü manken Bella Hadid'in gözlüğü o kadar ilgi beğenildi ki, benzer modeli bir çok markada görmeye başladık.


Bella Hadid ve RVS Palladium gözlükleri

Aynı gözlüğü Kendall Jenner de takınca, model tabi ki bir çok markanın dikkatini çekti. Ve ufak gözlüklerin hayatımıza girmesi kaçınılmaz oldu. 

Kendall Jenner ve RVS Palladium gözlükleri

Bu tür modelleri en çok üreten markalardan biri Roberi and Fraud..
Roberi and Fraud, mini gözlüklerde iddialı bir isim ve bu modeli trendleştiren Bella Hadid'in de en sevdiği markalardan bir tanesi.
Ünlü model, kendi adına çıkan işbirliği gözlükler olsa da, minik oval modelin koyu renklisini çok beğenmiş olacak ki bir dönem gözünden çıkarmadı.


İsmine gözlük çıkan Bella Hadid, Roberi & Fraud gözlükleriyle..


Gentle Monster son yıllarda gözlük modasında çığır açan ve modelleriyle oldukça iyi çıkış yakalayan markalardan bir tanesi. Koreli marka, aykırı tasarımlarıyla her daim dikkat çekmeyi başarıyor.

Gentle Monster'ın SSense gözlükleri


Gentle Monster, Ssense kapsül koleksiyonu gözlükleriyle hem küçük oval hem de dikdörtgen gözlükler üretmiş. Bu koleksiyonda lens renkleri flu tonlardan fotoğrafta gördüğünüz kırmızıya kadar gidiyor.
*
Garip diyebileceği modelleriyle tanınan ve adından hayli söz ettiren diğer markamız Traction Products da koleksiyonuna mini modelleri ekleyenlerden. Minik renkli asetatları aynı ton, açık, ve yarım tıraşlı lenslerle kombinleyen TP, saplarda da desenlerle hareket tercih etmiş.


Traction Products


Mini gözlüklere koleksiyonunda  yer veren diğer markamız ise, George Keburia.. hafif kelebek küçük asetatlar ve oval metaller, markanın bu seneki tasarımlarında önemli bir yer kaplıyor. 


George Keburia'nın tortoise cateye asetatı

Keburia'nın bu modeli bir çok Hollywood ünlüsünün yüzünü süslemeye başladı.
Farklı renkte asetatlara yer veren markanın lens renkleri de çeşitlilik gösteriyor. En çok ilgi çeken renklerden bir tanesi fotoğrafta gördüğünüz tortoise desenli olanı..
*
En dikkat çeken mini gözlükler ise kesinlikle Adam Selman ve Les Specs markasından..
Cateye formundaki kalın çerçeveler, koyu lenslerle tamamlanmış. Ancak tüm koleksiyon koyu renklerde değil, kırmızı örneğin markanın en göze çarpan renklerinden...


Gigi Hadid Le Specs x Adam Selman'ın kırmızısını tercih etmiş.

Tabi ki ünlü modaevleri de tabi ki bu akıma karşı boş durmadı. 2017'de düzenlenen moda haftalarında koleksiyonlarını tanıtan modaevleri, küçük gözlükler de üretti. Bu trendi koklayan markalardan bir tanesi Prada.

Prada'dan mini cateye

Prada 2018 İlkbahar Yaz defilesinde mini gözlüklere yer ayırdı. Futuristik tasarımlı mini gözlükler Prada'nın yeni koleksiyonunda heyecan yarattı.

Trendi yaratanlardan bir tanesi de yukarıda bahsettiğim gibi Kendall Jenner. Jenner trendi yaratmakla kalmadı akılı davranarak kız kardeşiyle yarattığı Kendall & Kylie gözlük markasına da modeli ekledi. Modelin kırmızı dahil olmak üzere bir çok rengi var..

*

Benzer modelleri üreten markaları devam etmek mümkün.. Özellikle önümüzdeki günlerde bir çok markanın bu modellere yöneleceği aşikar.. Mini gözlükler tabi ki sadece aksesuar ve bu akım bu yaz kendisini iyice hissettirecek..
Bakalım daha neler göreceğiz diyerek hepinizi saygıyla selamlıyorum.

16 Aralık 2017 Cumartesi

AHLAK


'Ahlak' oldukça sık kullandığımız ancak çok da derinine inmediğimiz bir kavram bence..
Çok yüzeysel olarak algıladığımızı düşündüğüm, pratikte sınıfta kaldığımızı hissettiğim kişisel gelişimimiz için çok önemli bir kelime;
Ahlak..
*
'Ana Haber Bültenleri ve Etik' konusunda yazdığım doktora tezinde toplumların zaman içinde 'etik' ve 'ahlak' kavramlarına bakışları konusunda derin bir araştırma yapmıştım, amacım bu yazıda tarihin derinliklerinde gömülmek değil, kendime göre 'ahlaklı' olmanın tanımını yapmak.
Yani bana göre ahlak ne demek..
*
Bazı kavramları, Allah'ın içimize doğuştan verdiğini düşünenlerdenim.
İyilik ve Kötülük gibi..
Yin Yang..
Tercih bizim..
Yani aslında bizler çoğu durumda iyilik yaptığımızı düşünürken kötülük yaptığımızı biliyoruz, bilerek yapmaya da devam ediyoruz ama bilmemezlikten geliyoruz..
Kendimizi kandırmayalım..
Örneğin bir arkadaşımız ya da sevdiğimiz için kendimizi paralıyoruz, aslında ilgisini çekmeye, hayatında yalnız ben olayım diye çabalıyoruz, sahip olmaya çalışıp bencil davranıyoruz, ama aynı ilgiyi karşıdan göremeyince de o kişiyi anında nankör ilan ediyoruz..
Nefret kusuyoruz.
Biz iyi, o kötü oluveriyor birden..
Ne kadar da hızlı renk değiştiriyor sevgimiz?
*
Çoğumuzun içinde her zaman bitmek bilmeyen bir vicdan azabı var, bazen sebebini bile bilemiyoruz ama hissediyoruz..
Biz bu kadar iyi davranırken neden bu garip duyguyu hissediyoruz?
Neden içimizde bir şeyler hala tam anlamıyla doğru değil? Bir bit yeniği oluyor..?
Tabi ki özellikle isteyerek ve bilerek -tersini iddia edip kendimize bile dürüst olamasak da- kötülük yaptığımızda daha çok devreye giriyor bu azaplar..
Peki birine karşılık bekleyerek iyilik yaparken aslında ne kadar da kötü davrandığımızın farkında mıyız?
Diyebiliriz ki ben çok kötülük yapmadım ama gene de vicdan azabı hissediyorum.
İşte bu yazıda biraz buna değinmek istiyorum, birilerini kötü hissettirmediğinizden, aslında o kişi hakkında gerçekten de olumlu düşüncelere sahip olduğumuzdan emin miyiz?
Aynayla günde kaç dakika konuşuyoruz? Yüzleşiyoruz?
Ne kadar 'ahlak' kelimesinin anlamına vakıfız?
Hepimiz sütten çıkmış ak kaşık mı oluyoruz bu durumda?
Ne kadar gerçeğiz?
Ne kadar gerçekçiyiz?
*
Bariz 'ahlak'sızlıktan bir örnek.
Geçtiğimiz günlerdeki bir seyahatimden dönerken, taksi şoförünün 50 TL yerine 5 TL verdiğimi iddia etmesi ve benden 50 TL daha istemesi.
Bu kişiler hakkında hiçbir şey yapılamayacağını ve her türlü kötülüğü bekleyebileceğimizi düşünüyorum. Bulaşmamak lazım. Zaten kişisel muhakemesini kaybetmiş, çalmayı adet edinmiş.
Hayat ona çok zor..
Kendini kandırmaya devam etsin..
*
Peki ya dünyanın en ahlaklı insanları geçinen, paketi ışıl ışıl ama içi boş uyuyan güzelleri?
İşte en korktuğum onlar..
Şekilde ahlaklı görünen, sosyal medyada Dede Korkut geçinen, 'hayırlı' kelimesini ağızlarına sakız yapmış aslında kendilerine bile hayırları olmayan insanlar bunlar..
*
Dörtlülerini açıp her yere park edebileceğini düşünen, sırada önünüze geçen, özürlü mal satan, LV çantasını yüzümüze çarpan, hesap eksik geldiğinde sevinen, balkondan çöp atan, garsonu aşağılayan..
Hatta kopya DVD alan, izinsiz müzik indiren..
İnanır mısınız kopya DVD almak gibi basit hırsızlığı bırakalı yıllar oldu.
Evet basit hırsızlık, gerçi hırsızlığın büyüğü küçüğü olmaz ama kopya DVD almak bariz bir emek hırsızlığı.. Angelina Jolie'nin milyonlarca doları olması, yönetmenin dünyayı kaldırması bizi ilgilendirmez, önemli olan o insanların emeğini kullanarak, karşılık ödemeden kendimizi eğlendirmemiz..
Ne kadar ahlaklı bir davranış değil mi? Hangimiz yapmıyorum diyebiliriz?
Bir konsere gidip, bilet almadan da giriyor muyuz? Ya da bir tiyatroya...
Dükkanlardan CD de çalıyor muyuz?
*
Başkalarına göre yaşayanlar..
Onay bekleyenler, onaylanayım derken aynı fabrikadan çıkmış gibi görünen, seyrettiği dizinin ahlak anlayışını kendi hayatının her alanına yayanlar..  Bir de bunu hayatın kuralı, takdir-ilahi sananlar..
Aşk-ı Memnu kahramanları, her zaman kaçan Behlül.. Para peşinde koşan Bihter..
Hangimizin hayatında yok?
Bir dostunun sahip olduklarına gözünü diken, onun gibi olmaya çalışan, onun evinde, hayatında, hayatındakilerde, sevdiklerinde, gözü olan..
Onun adına sevinemeyen, gurur duyamayan, mutlu olamayan...
Sahibi olduğum işyerinden bir alışveriş bile yapamayan, elleri titreyen, benzer bir başka müesseseden aldığını ise gözüme gözüme sokan çok dost gördüm ben :)
*
Sosyal medya olumluları...
İşte diğer en bayıldıklarım..
Hayatında olumsuzluk saçan, her şeyinize kusur bulan, her daim kurban arkadaşlar..
Hayat nedense hep onlara adaletsiz davranır, yazıktır onlara, hepimizin onlar için bir şey yapması gerekmektedirler..
O kadar olumlulardır ki bu yüzden başlarına gelmedik kalmaz..
Sosyal medyalarında ise durum bambaşkadır.. Yüzleri gülücük saçar, selfie üstüne selfie paylaşırlar, her yere giderler, gidemeseler de onun bunun fotoğrafını paylaşırlar..
Sizle yarışmazlar sözde, mutsuzluklarının sebebi siz değilsinizdir.
Dedim ya kurbandırlar zaten, hep beraber üzülmeliyizdir onlara...
Peki bu sorunların arkasına saklanmak, devamlı ajitasyon içine girmek, istemek istemek istemek..
Hayatı kolay yaşamaya çalışmak değildir de nedir bu?
Başkalarını kullanmak, rahatsız etmek değil..
Ahlaksızlık hiç değil...
Değil mi?
Kuru iftira!
*
Sahte ürün alıp satanlar da bana ayrı haz veriyor mesela..
Hele toplumsal ticari etik anlayışımız on numara..
Uzun zaman emek, mesai, yaratıcılık, bütçe harcayan birinin yarattığı rüzgardan kendine ekmek çıkarmaya çalışan, ürünü ya da tasarımını taklit eden, bunu da utanmadan pazarlayıp satan...
Bu sahte ürünleri alıp, caddelerde kendini bile kandırarak salınıp, statü sağlamaya çalışan... Ben hırsızım, hırsızlığa ortak olmakta da bir kusur görmüyorum diyen ahlak kumkumaları..
Bakkalın yanına bakkal açan, isim ve vitrin taklit eden, kendisi olmayı beceremeyen 'insan' müsveddeleri..
Hep merak etmişimdir kazançları ne kadar hayırlı oluyor?
Hele bir de her Cuma sosyal medyalarından ahlak dersi verirken..
Acaba kendileri ne kadar inanıyorlar?
*
Yani..
Örnekleri sizin de katkılarınızla çoğaltmak mümkün..
Benim hayat tecrübem bir yere kadar, biriktirdiklerim boyumu aşmıyor ama..
Bu sahte ahlak anlayışımız artık beni çok yoruyor..
Hele kutsal değerleri kullanıp, minareyi kılıfına uydurduğunu sananlar..
Nerde kaldı insanlık dedirtiyorlar ama yalandan inanmak en güzeli sanırım.
Nasılsa bu dünyanın öteki dünyası da var,
Nasılsa hesap vermek cehenneme kalıyor..
E o zaman
Eller havaya kardeş, eyvallah Hocam!

5 Aralık 2017 Salı

GÖZLÜKLERİMİZİN ÖMRÜNÜ NASIL UZATIRIZ?




Artık hepimiz gerek numaralı gerekse güneş gözlüğü kullanıyoruz.
Kul yapısı gözlükler tabi ki zamanla harap oluyorlar, ya genişliyorlar, ya çiziliyorlar ya da üretildikleri maddeler zamanla yıpranıyor. Bu yıpranmada hatalı kullanımın da büyük payı var. Yani suç sadece gözlüklerde değil.
Peki biz devamlı yüzümüzde taşıdığımız gözlüklerimizin ömürlerini nasıl uzatabilir, aile ekonomisine nasıl katkıda bulunabiliriz?
Naçizane önerilerimi sizin için derledim:

Gözlüklerimizi kafamızda değil yüzümüzde taşıyalım.


İlk önerim adı üzerinde 'göz' için üretilen gözlüklerin gözümüzde taşınması. Bu önerim, gözlüklerini taç yerine kafalarına takan hanımefendilere.. Kafaya takılan gözlükler, ister asetat (nam-ı diğer kemik) ister metal olsunlar ne yazık ki genişliyorlar. Özellikle kafamızda direkt güneş ışığına maruz kalan gözlüklerimizin organik lensleri de genişleme yapıyorlar ve şekil değiştirip çerçevelerden çıkıyorlar. İşinin ehli ellerde gözlükler tekrar eski biçimine dönse de, çoğu zaman lensleri yenilemek zorunlu hale geliyor ve bu işlem gözlüklerin yıpranmasına yol açıyor.
Gözlüklere bulaşan saçımızdaki yağ da hesaba katıldığında yıpranma daha da artıyor.
Zaman zaman Fashion At Eye'da gözlükleri yüzlerinden önce kafalarında deneyen hanımefendilere rastlıyorum. "İlle de kafama gözlük takacağım" diyen bu hanımefendilere tavsiyem, taç yerine kullanmak üzere daha az maliyetli yedek güneş gözlükleri almaları :)


Gözlüklerimizi lensleri üste gelecek şekilde yere koyalım, kılıfında taşıyalım.





Gözlük en çok kaybolan nesnelerden. Bunun sebebi de özellikle güneş gözlüklerimizi yüzümüzden çıkardığımız zaman kılıfı yerine masanın üstüne ya da bir yere bırakmak. Çoğu zaman da gözlüklerimizi lensleri alta gelecek şekilde ters olarak bırakıyoruz, bu alışkanlık gözlük mağazalarında gözlük denerken de ne yazık ki doruğa çıkıyor.
Malumunuz artık mineral (gerçek cam) lensler piyasada yok gibi, bunların yerine bir çok marka organik lens kullanıyor ve bu lensler çizilmeye çok müsait. Dolayısıyla gözlüklerimizi devamlı korunaklı kılıfında taşımak ve illa ki masaya koyacaksak lensler üste gelecek şekilde koymak önem arz ediyor.


Parfüm, güneş yağı gibi maddeleri gözlüklerimizden uzak tutalım.




Yıl boyu üzerimize sıktığımız parfüm, kolonya ve yaz boyu kullandığımız özellikle sprey tarzındaki güneş yağları cildimizi korusa da gözlüklerimize zarar veriyor. Bu maddelerin içeriklerinde bulunan bazı kimyasallar özellikle metal gözlüklerin kaplamalarının atmasına ya da renk değiştirmesine yol açıyor. Artık birçok güneş gözlüğü markasının kullanım kılavuzunda bu konularda uyarılar olsa da çok dikkat edilmiyor. İster numaralı ister güneş gözlüğü olan, lensler zarar görüyor ve lenslerin üzerindeki UV ya da antirefle gibi bazı kaplamalarda zedelenme meydana geliyor.
Özellikle deniz kenarında gözlüklere kaçan minik kum tanelerine dikkat. Gözlüklerimizi iyice yıkayıp, kumdan arındırıp öyle silmekte büyük fayda var.

Gözlüklerimizi iki elle çıkaralım.


En büyük alışkanlıklarımızdan biri gözlükleri tek elle çıkarmak. Bunu şahsen ben de yapıyorum. Her ne kadar bazı gözlükler yaylı saplı olsa ve tek elle çıkarılabilse de, gözlüklerimizi iki elle çıkarmaya özen gösterelim. Tek elle çıkarılan gözlüklerin zamanla saplarında aşınma meydana geliyor ve vidalarının genişleyip zamanla çıkmasına ya da mekanizmasının arızalanmasına yol açıyor. Evet yanınızda taşıyabileceğiniz minik bir tornavidayla vidalar sıkıştırılabiliyor, ancak bu işlemin sık sık yapılması vida mekanizmasında 'yalamaya' yol açıyor ve gözlüğünüzü değiştirme gerekliliğine kadar gidebiliyor.

Gözlüklerinizi su, sabun ve mikrofiber bezle temizleyin.


Biliyorsunuz babam Mehmet San, Türkiye'nin ilk gözlükçülerinden biri. Küçüklüğümden beri kendisinden duyduğum müşteri tavsiyelerinden en önemlisi gözlükleri su ve bildiğimiz ev sabunu ile yıkamak. Tabi ki günümüzde lens temizleme için tavsiye edilen spreyler var ancak en basit yöntem gerçekten su ve ev sabunu.
Gözlüklerimizi lütfen kolonya vb alkol içeren maddelerle temizlemeyelim çünkü çerçeve ve lenslere büyük zarar veriyor, çerçeve ve lens kaplamalarında zedelenme meydana geliyor. Kurulamayı ise mikrofiber bezlerle yapabiliriz, sert havlu ya da kağıt havlulardan kaçınalım sık sık kullanıldıklarında çerçeve ve lensler de çizikler oluşturabiliyorlar.

Gözlüklerinizi sıcak ortamlardan koruyun.



Şahsımın da yaptığı en büyük hatalardan biri gözlükleri arabadayken torpido gözünün üzerine kılıfsız olarak bırakmak. Sıcak ortamlarda gözlük bırakmak yapılan yanlışların en çok zarar vereni. Güneş ışığına maruz kalan gözlükler -özellikle asetatlar- şekil değiştirip, eriyebiliyorlar. Araba ya da pencere camı ortamı daha da ısıttığından, gözlüklerimiz bildiğiniz işkenceye maruz kalıyorlar :) Bazı durumlarda geri dönüş neredeyse imkansız, dolayısıyla gözlüklerimizi devamlı kılıfında taşımak ve bu tür sıcak ortamlardan saklamak, kendilerinin ömürlerini uzatıyor ve şekil değiştirmelerinin ya da lens fırlamalarının önüne geçiyor.



Belli aralıklarla burun ve sap padlerini değiştirin.

Özellikle metal gözlüklerin burun ve sap padleri zamanla eskiyor. Yıl boyu maruz kaldığımız toz, ter, yağmur gibi etkenler genelde şeffaf olan bu silikon/plastik özlü maddelerin renk değiştirmesine ve zamanla da metallerin paslanmasına yol açıyor. Bu paslanmanın estetik kaygıların yanı sıra sağlığımıza olan etkisi de göz ardı edilemez derecede çünkü gözümüze ve kulaklarımıza en yakın yerde bakteri birikmesine yol açıyor. Bunların belli aralıklarla değiştirilmesi hem gözlüğümüzün daha yeni görünmesini sağlıyor hem de özellikle göz sağlığımızı koruyor.